“Başarıya Giden Yolda Güvenilir Ortağınız.”
İdare hukukunda iptal davası; idari yargı yolunda açılan ve idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan bir davadır. İptal davası, idari işlemlerin yetki, sebep, şekil, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olmaları nedeniyle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan bir idari dava türüdür.
İptali istenen idari işleminin niteliğine göre değişmek üzere iptal davalarına bakmakla görevli mahkemeler şunlardır:
İdare mahkemesi (İlk derece mahkemesi),
Vergi mahkemesi (İlk derece mahkemesi),
Bölge İdare Mahkemesi (İstinaf mahkemesi),
Danıştay (Temyiz mahkemesi ve bazı davalarda ilk derece mahkemesi).
İdari yargı, yerindelik denetimi yasağına aykırı bir şekilde ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde karar veremez. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/2).
İptal Davası Açma Süresi Nedir?
İptal davası, işlemin tebliği veya niteliğine göre ilanından itibaren belli bir dava açma süresi içinde açılmalıdır. İptal davaları, işlemin niteliğine göre “genel dava açma süresi” ve “özel dava açma süresi” olmak üzere iki türdür:
Genel Dava Açma Süresi: İptal davası açma genel süresi, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün ve vergi mahkemelerinde 30 gündür. Bu süreler, hukuken zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süre niteliğindedir. Kural olarak tüm idari işlemlere karşı iptal davası açma süresi genel dava açma süreleridir.
Özel Dava Açma Süresi: İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarda veya özel maddelerde, genel dava açma sürelerinin dışında ayrı dava açma süreleri öngörülebilir. Bu durumda genel dava açma süresi değil, idari işleme dair kanunda öngörülen özel dava açma süresi ne ise, o özel süre uygulanır. Ancak, özel dava açma süresinin uygulanabilmesi için idare tarafından yapılan işlemde özel dava açma süresi açıkça gösterilmelidir. Özel dava açma süresi idari işlemde açıkça gösterilmeyen hallerde, o idari işlem aleyhine genel dava açma süreleri içinde iptal davası açılabilir.
İptal davası açma süreleri şu şekilde işlemeye başlar (İYUK m.7):
İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, yani işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarhten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar.
Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda; Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; tarihi izleyen günden itibaren dava açma süresi işlemeye başlar.
Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra dava açma süresi işlemeye başlar.
İlanı gereken yönetmelik, tüzük, tebliğ gibi düzenleyici işlemlere karşı dava açma süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Örneğin, imar planı yapılarak ilan edilmesi bir düzenleyici işlemdir. İmar planına karşı ilan tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açmayan kişi; imar planına dayanılarak kendisine ait arazide 5 yıl sonra imar uygulaması yapılması halinde, hem imar uygulamasına hem de imar planına karşı, imar uygulamasının tebliğ edildiği veya öğrenildiği tarihten itibaren 60 gün içinde iptal davası açabilir.
İdari işleme karşı üst makamlara başvurma halinde iptal davası açma süresi (İYUK m.11);
İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır (Zımni red).
İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.
Örneğin, ilçe belediyesinin yaptığı bir idari işlemin 01.01.2018 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi üzerine, işleme karşı üst makam olan Büyükşehir Belediyesine 21.01.2018 tarihinde itiraz eden kişinin itirazı Büyükşehir belediyesi tarafından 01.03.2018 tarihinde reddedilmiş olsun. Bu halde, üst makamın red tarihinden itibaren 60 günden kalan dava açma süresi işlemeye devam edecektir. Yani, işlemin tebliği tarihinden itiraz tarihi olan 21.01.2018 tarihine kadar işleyen 20 gün, 60 günlük dava açma süresinden düşülür, geri kalan 40 günlük dava açma süresi üst makamın red tarihi olan 01.03.2018 tarihinden itibaren işlemye başlar.
İdari makamlara bir işlem veya eylem yapılması için başvurulması halinde iptal davası açma süresi (İYUK m.10);
Henüz iptal davasına konu olabilecek bir idari işlem yok iken veya var olmasına rağmen ilgilinin bilgisi yoksa; ilgili kişi idareye bir dilekçeyle başvurarak bir işlem veya eylem yapılmasını talep edebilir.
60 gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İdare hukukunda bu duruma “zımni red” denilmektedir. Zımni red halinde ilgililer 60 günlük cevap süresinin bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde (yani ikinci bir 60 gün içinde), konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Yani, isteğin reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi, dilekçenin verildiği tarihten itibaren 120 gün geçmesiyle hak düşürücü süreye uğrar.
Özellikle belirtelim ki, 60 günlük süre içinde idarece cevap verilmesine rağmen, verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. İlgilinin kesin cevabı beklediği hallerde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren 6 ayı geçemez.
Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idarî makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler. Örneğin, idare kendisine 01.2.2018 tarihinde dilekçeyle yapılan başvuruya 60 gün içinde cevap vermemiş ve sonraki 60 günlük dava açma süresi içinde dava açılmamış olsun. İdare, 5 ay sonra 01.07.2018 tarihinde yapılan başvuruya cevap verdiğinde, cevabın tebliğ tarihinden itibaren 60 günlük ek bir dava açma süresi işlemeye başlar.
İptal Davasına Konu Edilebilen İdari İşlemlerin Özellikleri
İdari işlem, kamu idarelerinin kamu hizmetinin yerine getirilmesinde, kamu otoritesini kullanarak tek taraflı yaptıkları işlemlerdir. İptal davasına konu edilebilecek idari işlemler şu özelliklere sahiptir.
İdari işlem, kamu idaresinin işlemi olmalıdır.
İdari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla tesis edilmesi gerekir. Kamu hizmeti, kamu idaresininn toplumun ortak ve sürekli ihtiyaçlarını karşılamak için bizzat veya özel hukuk tüzel kişileri aracılığıyla yaptığı faaliyetlere denilmektedir.
Kamu idaresinin tek taraflı irade açıklamasına dayanılarak tesis edilen bir idari işlem olmalıdır. İdari işlemin en belirgin özelliği, ilgilinin isteğine bağlı olmaksızın, idarenin tek taraflı iradesi ile ilgilinin hukuksal durumuna etki yapabilmesidir.
İdari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için gerekli en önemli özelliği, “kesin” ve “icrai” nitelikte bir işlem olmasıdır.
İdari işlemler; genel olarak bireysel işlemler ve düzenleyici işlemler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bireysel işlemler, doğrudan kişilerin menfaatini etkileyen, onun hukukunu ilgilendiren işlemlerdir. Düzenleyici işlemler ise, idarenin düzeni ve işleyişini sağlamak için kamu idaresi tarafından tanzim edilen yönetmelik, tüzük, genelge, tebliğ, yönerge gibi işlemlerdir. Düzenleyici işlemlere karşı iptal davası, doğrudan Danıştay’da açılabilir.
Düzenleyici İşlemin Hukuki Mahiyeti: Düzenleyici işlemler; sürekli, nesnel ( objektif ), soyut ve genel nitelikte hukuk kurulları koyan, bu kuralları değiştiren veya kaldıran idari işlemlerdir. Yasama organının yasama tasarrufları dışında idare, Anayasa ve yasal düzenlemelerden aldığı yetki ile kural koyma, düzenleme yapma yetkisine sahiptir. Düzenleme yetkisini kullanarak tüzük, yönetmelik, genelge gibi düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin “düzenleyici” nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, bir başka anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar koymuş olması gerekmektedir. “Kural işlemler” (diğer bir adıyla “genel düzenleyici işlemler”), yukarıda da değinildiği üzere, üst hukuk normuna uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren, ya da var olan bir kuralı değiştiren veya kaldıran işlemlerdir. Öte yandan, bazı idari işlemlerin “genel” olmalarına karşın, düzenleyici işlem niteliğinde olmadıklarını da belirtmek gerekir. Bir işlemin kural (düzenleme) olup olmadığı, salt bunları hazırlayanların niteliklerine göre değil, bu işlemlerin içerikleri ve doğurdukları hukuksal sonuçlar da gözönünde bulundurulmak suretiyle saptanmalıdır (D12 – K:2014/5994).
İptal Davası Açma Ehliyeti ve Menfaat İhlali Kavramı
İdari mahkemelerde iptal davası açan gerçek veya tüzel kişinin dava açma ehliyetine sahip olması gerekir. İptal davası açılabilmesi için, davacının medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması yeterli değildir. İdari davalarda dava açma ehliyeti, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde “menfaat ilişkisinin” varlığını ifade etmektedir. İdare hukukunda, bu menfaat ilişkisine “subjektif ehliyet” de denilmektedir. İptal davası açan kişinin idari işlem nedeniyle “menfaatinin ihlali” söz konusu değilse, açılan dava, subjektif dava ehliyetinin yokluğu gerekçesiyle reddedilir.
İdari dava açma ehliyeti, somut menfaat ihlali olgusunun niteliğine göre üç kategori halinde değerlendirilmektedir:
Kişilerin açtığı dar kişisel menfaaat ihlali nedeniyle iptal davası açma ehliyeti,
Tüm toplumu ilgilendiren konularda iptal davası açma ehliyeti,
İdarenin kollektif işlemlerine katılanların iptal davası açma ehliyeti.
Bireysel İşlemlere Karşı İptal Davalarında Dava Açma Ehliyeti
Menfaat ihlali, hak ihlali kavramından daha geniş kapsamlı olup; maddi veya manevi bir zararı bulunmasa dahi ilgiliye dava açma hakkı vermektedir. Genel olarak davacının idari işlemle “ciddi ve makul”, “maddi” ve “manevi” bir ilişkisinin varlığı, iptal davası açma ehliyeti için yeterli görülmektedir. Menfaat ilişkisinin kurulmasında temel olarak; “kişisel”, “meşru” ve “güncel” bir menfaatin varlığı aranmaktadır:
Meşru Menfaat: İptal davası açan kişi ile idari işlem arasında hukuken kabul edilebilir, dinlenilebilir veya korunmaya değer bir ilginin varlığıdır.
Kişisel Menfaat: İdari işlemin, iptal davası açan kişinin hukukunu etkilemesi, diğer bir deyişle kişi açısından hukuk dünyasında bir netice meydana getirmesidir.
Güncel Menfaat: işlemin kişi üzerindeki hukuki etkisinin doğmak üzere olmasını veya halihazırda devam etmesini, işlemin uygulanabilir niteliğini yitirmemesini ifade etmektedir.
Özellikle belirtelim ki; gelecekte gerçekleşecek muhtemel menfaat ilgisi, kişilere iptal davası açma hakkı vermez. İdari mahkemeler, her somut olayın özelliklerine göre menfaat ilişkisinin kurulup kurulmadığını araştırır.
Tüm Toplumu İlgilendiren Konularda Dava Açma Ehliyeti
Menfaat ihlali şartı, toplumu ilgilendiren konularda daha geniş yorumlanmaktadır. Yargısal uygulamada; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda daha geniş bir kesimin iptala davası açma ehliyetine sahip olduğunu kabul edilmektedir. Bu nedenle, Danıştay, toplumun tümünü veya belli kesimlerini ilgilendiren konularda menfaati ihlal edilen kişiler ile birlikte meslek kuruluşları, odalar, barolar dernekler vb. kuruluşların da iptal davası açma ehliyetine sahip olduğunu yerleşik içtihat haline getirmiştir. Örneğin, çevresine nükleer santral yapılan bir köylünün, nükleer santral kurulmasına ilişkin idari karara karşı iptal davası açma hakkı olduğu gibi, o yörenin çevre dernekleri de iptal davası açabilir.
Tekraren vurgulayalım ki; idari işlem Türkiye genelinde etkiye sahipse veya vatandaşların genel ve ortak menfaatini ilgilendiriyorsa her yurttaşın iptal davası açma ehliyeti vardır.
Kollektif İşlemlerde Dava Açma Ehliyeti
Birden fazla kişinin ortak iradeleriyle karar alınarak idari işlem tesis edilmesi de mümkündür. Örneğin, belediye meclisleri tüm meclis üyelerinin salt çoğunluğunun oyuyla karar almaktadır. Bu şekildeki işlemlere idare hukukunda “kollektif işlem” denilmektedir.
Kollektif işlemlerde, işleme katılan kişiler işlemin iptali davası açmak istediklerinde katıldıkları idari işleme/karara muhalif kalmaları gerekir. Yani, kollektif alınan karara muhalif kaldıkları karardan anlaşılmalıdır. Örneğin, belediye meclis üyesinin imar planı değişikliği aleyhine oy kullanarak muhalif kaldığı karardan anlaşılıyorsa, muhalif kalan bu üyenin iptal davası açma ehliyeti vardır.
Özellikle belirtelim ki; kollektif işlemlerde karara muhalif kalan üyelerin tutanağa geçirilmesinin zorunluluktur. Kollektif işlemlere katılma yetkisi olduğu halde kararın alındığı toplantıya katılmayan veya katılsa bile muhalif kaldığını şerh düşmeyen yetkili kişiler, o karara karşı iptal davası açma ehliyetine sahip değildir.
İptal Davası Açma Sebepleri Nelerdir?
İdari işlemlere karşı iptal davası; işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu açısından hukuka aykırı olmaları halinde açılabilir. Hukuka aykırı işlemler şu şekilde tespit edilir:
Yetki Bakımından Hukuka Aykırı İdari İşlemler: İdari makamlar, kanunun açıkça yetki vermediği bir idari işlemi yapamazlar. İdare hukukunda idarenin “yetkisizliği” asıl, yetkisi ise istisna olarak kabul edilir. Yetkisiz bir iadari makam tarafından yapılan idari işlemin daha sonra yetkili makam tarafından kabul edilmiş olması dahi, hukuka aykırı idari işleme hukukilik kazandırmaz. İdari işlemlerin yetki bakımından hukuka aykırılığı tespit edilirken şu hususlara dikkat edilmelidir.
Her idari birimin yetkisi bir coğrafi alan ile sınırlıdır. İdarenin yetkili olduğu yer dışında kalan alanlarda işlem yapması mümkün değildir. Örneğin, A belediyesi B beldiyesinin sınırları içinde kalan bir yerde çevre düzenlemesi yapamaz. Örneğin, Ankara’da görevli olan bir polis memurunun maç için geçici olarak İstanbul’da yaptığı görev nedeniyle disiplin suçu işlediği iddia edildiğinde; İstanbul Polis İl Disiplin Kurulu disiplin cezası vermeye yetkili değildir. Çünkü, polis memuru Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün kadrosundadır. Disiplin cezası vermeye yetkili yer Ankara Polis İl Disiplin Kurulu’dur.
Bazı durumlarda idari kurumun işlem yapma yetkisi, belli bir zaman dilimi ile sınırlandırılmıştır. İlgili idare işlem yapma yetkisini belirlenen sürede kullanmadığı takdirde, yapılan işlem hukuka aykırı hale gelir.
İdari işlemler ast üstün; üst de astın yetkisine giren bir işlemi yapamaz. Her ne kadar üstün astı denetleme ve yönelndirme yetkisi varsa da onun yerine geçerek işlem yapamaz. Örneğin, kaymakam valinin yetkisine giren bir işlem tesis edemeyeceği gibi, vali de kaymakam yerine geçecek biçimde onun yetkisine giren bir konuda işlem yapamaz.
Bir idari merci başka bir idari merciin yetkisine giren bir konuda işlem yapamayacağı gibi, aynı idari mercinin bir oraganı da başka bir organının sahip olduğu yetkiyi kullanarak işlem yapamaz. Örneğin, imar müdürlüğü, belediye encümenine ait olan imar uygulaması yapma yetkisini kullanarak arazide imar uygulaması yapamaz.
Usulde paralellik ilkesi gereği, bir idari işlemi hangi kurum yapmışsa işlemde değişiklik yapma, kaldırma veya geri alma yetkisi de o kuruma aittir. İşlemde değişiklik yapılırken veya geri alınırken bu ilkeye uyulmaması işlemin iptali nedenidir. Örneğin, atanması bir bakanlık tarafından yapılan bir memurun görevine valilikçe son verilmesi halinde işlem yetki bakımından hukuka aykırıdır.
İdarenin yetki alanına girmeyen yasama veya yargı yetkisi kapsamında olan bir konuda idare işlem yapılması hukuka aykırıdır. Örneğin, vergi koyma ve miktarını belirleme yetkisi yasama organına aittir, idare bu konuyla ilgili idari işlem tesis edemez. İdareninin kanun ile düzenlenmesi gereken bir konuda yönetmelik, genelge, tüzük gibi düzenleyici işlemler yapma yetkisi yoktur. Örneğin, Adalet Bakanlığı ceza yargılaması usulü ile ilgili kurallar koyamaz. Çünkü, ceza yargılaması 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yapılmakatadır.
İdare hukukunda kamu hizmetlerinin kesintisiz ve düzenli yerine getirilebilmesi için, imza devri veya vekalet verme yönteminin kullanılması kabul edilmektedir. Ancak, imza yetkisinin devri veya vekalet verme işleminin devri için yasada açık hüküm bulunmalıdır. Yasada açık hüküm olmadan yapılan imza yetkisi devri veya vekalet işlemine dayanarak yapılan tüm idari işlemler hukuka aykırıdır. ürkiye’de imza yetkisinin devri veya vekalet verme “OLUR” şeklinde bir işlemle yapılmaktadır.
Şekil Bakımından Hukuka Aykırı İdari İşlem: Tüm idari işlemler belirli biçim şartlarına uyarak tesis edilirler. İdari işlemin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için yasa, tüzük yönetmelik gibi mevzuatta öngörülen biçim koşullarına uygun yapılması gerekir. İdari işlem yapılırken ön bir karar alınması veya bir görüş alınması gerekiyorsa, bu aşama atlanarak yapılan işlem hukuka aykırı hale gelir. Örneğin, üniversteye araştırma görevlisi kadrosu için başvuran akademisyenin talebi, ilgili anabilim dalının görüşü alınmadan reddedilmişse, yapılan işlem hukuka aykırı olup iptal edilmesi gerekir. İdari işlem tesis edilmeden önce, işlemden etkilenecek kişinin savunmasının alınması şartı varsa, mutlaka savunma alınarak karar verilmelidir. Örneğin, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilemez (Anayasa m.129). Bu kurala aykırı bir biçimde savunma alınmadan disiplin cezası verilen memur hakkındaki işlem iptal edilir.
Sebep Yönünden Hukuka Aykırı İdari İşlem: İdari işlemlerde sebep; idarenin, idari işlemi yapma gerekçesi, idari işlemi yaparken hangi kamusal hizmet veya gerekliliği göz önüne alarak işlem yaptığıdır. İşlem takdir yetkisinin kullanımına dayalı olsa bile sebepsiz yapılamaz. Çünkü, sebebi olmayan idari işlemin kamu yararına olup olmadığı denetlenemez. İdari işlemin dayandığı sebep hukuka ve idarenin açıkladığı sebepler gerçeğe aykırı ise idari mahkemeler işlemin iptali kararı verir. Örneğin, bir gösteri yürüyüşüne katılan memurun gözaltına alındığının öğrenilmesi üzerine, idare tarafından “politik faaliyetlere katılmak” sebebiyle görevine son verilmesi halinde, idari işlemin sebep unsur yönünden hukuka aykırı olmasına yol açar. Çünkü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda ve yönetmeliklerde memuriyetten çıkarılma nedenleri arasında “polititik faaliyetlere katılmak” gibi genel bir neden mevcut değildir.
Konu Nedeniyle Hukuka Aykırı İdari İşlem: İdari işlemin konusu; o idari işlemin meydana getireceği hukuki neticedir. Örneğin, kamulaştırma işleminin konusu, bir kimseye ait gayrimenkul mülkiyetinin bedeli karşılığında idareye geçirilmesidir. Konu bakımından hukuka aykırılık, esasa ilişkin hukuk kuralının yanlış veya eksik uygulanması ile ortaya çıkar. İdare, bazı durumlarda açık olan hukuk kurallarını yerine getirmek istemez. Örneğin, İstanbul’daki bazı belediyeler yürütmenin durdurulması kararlarını ya eksik yerine getirmekte ya da hiç yerine getirmemektedirler. Bu gibi durumlarda yapılan işlem konu bakımından hukuka aykırıdır. Kanuni dayanağı olmadan idari işlemlerle kişilere ek sorumluluklar getirilemez. Örneğin, marketlere belli miktarda mal stoku bulundurma zorunluluğu getiren belediyenin işlemi konu bakımından hukuka aykırıdır. İdare, kanunun açıkça yasakladığı konularda idari karar alarak işlem yapamaz. Örneğin, herhangi bir Bakanlık bünyesindeki memurların siyasi parti üyeliğine izin verilmesine karar veremez. Belli kesimler veya belli durumda olan kişiler için çıkarılan kurallar genişletilerek, kıyas yoluyla benzer durumda olanlara veya başkalarına uygulanamaz. Aksi takdirde,idari işlem konu bakımından hukuka aykırı hale gelir. Örneğin, muhasebe bürolarının kat mülkiyetine tabi yerlerde faaliyet göstermesine ilişkin esasları düzenleyen kurallar genişleterek avukat ofislerine uygulanamaz.,
Amaç Yönünden Hukuka Aykırı İdari İşlem: İdare hukukunda tüm idari işlemelerin genel amacı “kamu yararı” olarak ifade edilir. Ancak, kanunlar bu genel amacın dışında özel bazı amaçlar için de idari işlem tesis edilmesini gerektirebilir. İster genel amaçla isterse kanunun öngördüğü özel amaçla yapılmış olsun, tüm idari işlemlerin amaç bakımından hukuka uygun yapılması gerekir. Kamu yararı genel amacına veya o işlem için kanunla belirlenmiş özel amaca aykırı yapılan işlemler, amaç yönünden hukuka aykırı idari işlem olarak kabul edilir. Özellikle belirtelim ki, işlemin amaç yöününden hukuka aykırı olduğunun davacı tarafından ileri sürülmesi gerekir. Aksi takdirde, idari mahkemeler işlemin amaç yönünden hukuka aykırı olup olmadığını değerlendirme konusu yapmaz.
Başarıya Giden Yolda Güvenilir Ortağınız.
Popüler Etiketler: İzmir Avukat, İzmir Hukuk Bürosu, Gayrimenkul Avukatı, Ortaklığın Giderilmesi, İzmir Miras Davaları, Kamulaştırma, İmar, Kira, Tahliye Davaları, İzmir Boşanma Avukatı, Kadastro Davaları, Tapu Davaları, İzalei Şüyu Davası, Nafaka Davası, Velayet Davası